Şirket Değerleme Yöntemleri

 Şirket değerleme yöntemleri, firmanın değerinin belirlenmesine yardımcı olmakla beraber, firmanın asıl değerinin mevcut piyasa şartları çerçevesinde alıcılarca belirleneceğini unutmamak gerekir.

I. İndirgenmiş Nakit Akışları Yöntemiyle Yapılan Şirket Değerlemesi

 Bu yöntem, en çok kullanılan firma değerleme yöntemi olup şirket varlıklarının gelir yaratma kapasitesini esas alır. Bu yöntemde şirket değeri, nakit akışlarının tutarına, projeksiyon döneminin uzunluğuna ve indirgeme oranına bağlı olarak değişecektir.

 Bu yöntemde geçmiş yıllardaki nakit akışı verileri esas alınarak firmanın gelecek 3-5 yıl içindeki nakit akışları hesaplanır. Buna ilave olarak  firmanın projeksiyon dönemi sonrasındaki nakit akışlarının hesaplanması gerekir. Ancak, projeksiyon dönemi uzadıkça, artan belirsizlikler nedeniyle nakit akışı tahminlerinin sağlıklı olarak yapılması önemli ölçüde zorlaşacaktır.

Şirket değerlemesi yaparken indirgeme oranının belirlenmesi dikkatle ele alınması gereken son derece önemli bir konudur. Bu konuda yapılacak bir hata değerlemelerde ciddi sapmalara neden olabilir. İndirgeme oranı paranın zaman değeri ve risk primini yanında enflasyon etkisini de içermelidir.

II. Bilanço Esasına Göre Yapılan Şirket Değerlemesi

Bilanço esasına göre yapılan değerlemede, şirket bilançosunda yer alan varlıkların değeri esas alınır. Bu yaklaşım, firmanın gelecek yıllara ait nakit akışlarını hesaba katmadığı için değerleme sonuçları firmanın gerçek değerini tam olarak yansıtmayabilir. Bilanço esasına dayanan değerleme yöntemleri arasında aşağıdakiler sayılabilir.

Defter Değeri

Defter değeri, şirket bilançosunda yer alan varlıkların muhasebe kayıtlarına göre belirlenmiş net değerini esas alır. Bir diğer ifadeyle, firmanın muhasebe kayıtlarında görünen alacaklarından borçlarının çıkarılması sonucu elde edilen değerdir. Defter değeri, kullanılan muhasebe yöntemine göre farklılık gösterebilir.

 Bu yöntemin güvenilirliği, firma kayıtlarında görünen varlıkların değerlerinin doğru olarak işlenip işlenmediğine göre değişecektir. Ayrıca, defter geğeri ile piyasa değeri, enflasyon ve demode olma gibi nedenlerden dolayı farklılık gösterebilmektedir. Zira enflasyon firma varlıklarının cari değerini artırırken, teknolojik eskime değer kaybına neden olacaktır. Benzer şekilde, firma gayrimenkulleri zaman içinde değer kazanarak kayıtlı değerlerinin çok üstünde bir değere çıkabilir.

Net Aktif Değer

Net aktif değer, firma varlıklarının piyasa değerinden firma borçlarının piyasa değerinin çıkarılması sonucu elde edilen değerdir. Bir diğer ifadeyle, şirketin aktiflerinin piyasa değeri ile borçlarının piyasa değeri arasındaki farkı gösterir. Buna öz varlık değeri de denir. Bu yöntem, perakendeciler ve imalatçılar gibi daha ziyade maddi varlık değeri yüksek olan firmalar için uygundur. Ayrıca, bu yöntem zarar etmekte olan, faaliyetlerini yavaşlatmış ya da durdurmuş olan firmaların değerlemesinde de kullanılabilir. Buna karşılık bu yöntem, hizmet ve teknoloji firmaları gibi maddi varlık değeri yüksek olmayan firmalar için uygun değildir. Zira bu firmaların değerlerini sadece bilançolarına bakarak belirlemek çok anlamlı değildir. Bu yöntemin bir diğer şekli, firmanın elle tutulmaz varlıklarını da hesaba kattığı için, özellikle elle tutulmaz varlıklarının değeri yüksek olan firmaların değerlemesinde daha sağlıklı sonuçlar verir.

Tasfiye Değeri

 Tasfiye değeri, şirketin faaliyetlerine son verdikten sonra mevcut varlıklarının bir bir satılarak elde edilen gelirden tüm yükümlülüklerinin düşülmesi sonucu elde edilen nakit değerdir. Tasfiye değeri genelde firmanın piyasa değerinin çok altında olacaktır. İkincil bir piyasanın mevcudiyeti, tasfiye edilen firma varlıklarının değerinin tespitini önemli ölçüde kolaylaştıracaktır. Eğer böyle bir piyasa mevcut değilse, değer tespiti daha zor olacaktır. Tasfiye değeri firmanın piyasa değerinin alt sınırını oluşturacaktır.

 Tasfiye değeri, tasfiyenin niteliğine göre farklılık gösterebilir. İradi tasfiye durumunda firma, her aktif varlığı için en iyi fiyatı elde edebilmek amacıyla varlıklarını makul bir süre içinde satmaya çalışacaktır. Diğer yandan, mecburi tasfiye durumunda firmanın aktif varlıkları mümkün olduğunca çabuk bir şekilde ve çoğunlukla bir seferlik açık artırmayla satılacağı için elde edilecek değer genelde daha düşük olacaktır.